Kapı açıldığında gördüğüm yüzlerin benden beklentileri ve yapabileceklerim kafamı karıştırmıştı. Ofiste nasıl davranılırdan, kurgu nasıl yapılıra kadar her şeyi öğreneceğim sandalyeyi ilk çektiğimde heyecandan terliyordum. Kaltfilm’deki ilk günüm, biraz da ani başlangıcıyla, bana yeni bir deneyimin ilk adımını attırmıştı: Kontrolü elinde tutmaya çalışmak.
Bence, iletişim araçlarını kullanarak mesaj üretmek bir görsel olsaydı treni kontrol etmeye çalışan spider-man görseli olurdu. Sınırsız sayıda öğenin arasından doğrularını seçmek; her detayın verilmek istenen mesaja uygun kalmasını, amacına hizmet etmesini sağlamak bana spider-man’in acı çekmeyen, eğlenen hali gibi hissettiriyor. Kaltfilm, bana ağı nerelere atarsam treni durdurabileceğimi öğretti. Bu sayede, bir tren dolusu iletişim öğesi; alıcının kafasına düşmeden, anlamlı bir bütün halinde, güvenle yerine ulaşabiliyor. Öyle ki, zaman içinde heyecandan terleyen stajyer gitti, sorun çözmeye çalışırken eğlenen stajyer geldi. Ekrana boş bakışlar yerini kendinden emin ’click’lere bıraktı.
Nereden başlayacağını bilmeyen bir genç olarak başladığım Kaltfilm stajımı, mahallenizin iletişimcisi olarak sonlandırıyorum. Öğrendiklerimi de devamlı gelişmek üzere yanımda götürüyorum.



